İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sadece bir yerel yönetim merkezi değil; Türk siyasetinin kalbinin attığı, her hamlenin ulusal ölçekte yankı bulduğu devasa bir siyasi laboratuvar.
Son dönemde adliye koridorlarından meclis kulislerine uzanan hukuki ve siyasi gelişmeler, Saraçhane’de yepyeni bir perdenin aralanmak üzere olduğunu gösteriyor.
Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yargı sürecinin kesinleşmesi ihtimali, yalnızca hukuki bir sonucu işaret etmiyor; aynı zamanda megakentin idari yönetiminde köklü bir dönemeç anlamına geliyor.
Mevcut yerel yönetimler mevzuatına göre, başkanlık makamının boşalması durumunda işleyen takvim oldukça dar ve net. Makamın boşaldığının valiliğe bildirilmesini izleyen 10 gün içinde vali meclisi toplamakla yükümlü. Meclis toplandıktan sonra ise en geç 15 gün içinde yeni belediye başkanının seçilmesi şart. Bu sıkışık yasal süre, meclisteki aritmetiği ve son dönemde partiler arası geçişlerle iyice daralan sandalye makasını hayati hale getiriyor. CHP ile iktidar bloku arasındaki mesafenin kapanması, İBB Meclisi’nin yeni başkanı belirlemesinde iktidar kanadını çok güçlü bir konuma taşıyor.
İşte tam bu noktada, Ankara kulislerinde ve teşkilat koridorlarında uzun süredir kapalı kapılar ardında konuşulan, ancak artık sesli dile getirilmeye başlanan o kritik soru gündeme oturuyor:
Yeni başkan kim olacak?
AK Parti cephesinde bu koltuk için yoğun bir şekilde kulislerde zikredilen ve her biri kendi alanında iddialı dört isim öne çıkıyor. Sürecin meclisteki hukuki ve siyasi reflekslerini koordine eden Grup Başkanvekili Faruk Gökkuş, Ümraniye’de sürdürdüğü istikrarlı ve denge odaklı yönetimiyle tanınan İsmet Yıldırım, yerel parlamenter tecrübesi ve kamusal retoriğiyle bilinen Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu ve kentsel dönüşüm vizyonuyla öne çıkan Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan. Bu dört ağırlıklı profil, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki en güçlü masayı oluşturuyor.
Nihai kararın merkezin inisiyatifiyle verilecek olması, sürecin siyasi ağırlığını katbekat artırıyor.
Hangi ismin ipi göğüsleyeceği, meclis kürsüsünden çıkacak o son oylamayla netleşecek.
Ancak gazetecilik refleksiyonu bize şunu söylüyor: Mesele sadece sandalyelerin yer değiştirmesi veya kimin koltuğa oturacağı ibaret değil. Asıl mesele, 16 milyonluk bu metropolün ulaşımdan kentsel dönüşüme, altyapıdan sosyal politikalara kadar biriken kronik sorunlarının bu geçiş sürecinde ne kadar rasyonel yönetileceğidir.
İstanbul, kısır siyasi hesaplaşmaların kurbanı olamayacak kadar büyük ve dinamik bir şehir.
Saraçhane’de yazılacak bu yeni hikaye, sadece bir belediye başkanlığı değişimi değil; şehrin önümüzdeki yıllarına yön verecek kader tayin edici bir eşik olacak.
SELÇUK YAVUZ – NAME HABER GENEL YAYIN YÖNETMENİ ve İMTİYAZ SAHİBİ
instagram: selcukyavuzcom
facebook: selcuk.yavuz.104
X: namehabercom
