İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz: Liderlikte Güçlü Görünmek Gerçek Güç Anlamına Gelmiyor

İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, liderlik kavramının yalnızca dışarıdan güçlü ve etkili bir görüntü oluşturmak üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, gerçek liderliğin kişinin sahip olduğu otoriteyi nasıl kullandığı, zorlayıcı koşullar karşısında nasıl bir tutum sergilediği ve çevresinde nasıl bir güven duygusu oluşturduğu üzerinden şekillendiğini ifade etti.

Selçuk Yavuz, günümüzde liderlik anlayışının zaman zaman görünürlük, yüksek sesle konuşma, sert tavır sergileme veya çevre üzerinde güçlü bir izlenim bırakma gibi unsurlarla ilişkilendirildiğini, ancak bu unsurların tek başına kalıcı ve etkili bir liderlik ortaya koymak için yeterli olmadığını değerlendirdi.

Liderlikte güçlü görünmek ile gerçekten güçlü olmak arasındaki farkın özellikle kriz, belirsizlik ve karar alma süreçlerinde daha net şekilde ortaya çıktığını aktaran Selçuk Yavuz, kişinin rahat koşullarda sergilediği tavırdan çok, baskının arttığı ve çevresindeki insanların kendisinden yön göstermesini beklediği dönemlerde ortaya koyduğu davranışların gerçek liderlik kapasitesini gösterdiğini belirtti.

İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, konuya ilişkin açıklamasında, “Liderlikte güçlü görünmek ile gerçekten güçlü olmak aynı şey değildir; çünkü dışarıdan oluşturulan güçlü görüntü, kişinin zor koşullarda sergilediği tutarlı davranışlarla desteklenmediğinde kısa süre içerisinde etkisini kaybeder ve gerçek liderlik, insanların karşısında nasıl göründüğünüzden çok, zor anlarda nasıl davrandığınızla anlaşılır” ifadelerini kullandı.

Selçuk Yavuz, “Sakinlik, liderin özellikle belirsizlik ve kriz dönemlerinde çevresine güven verebilmesinin en önemli unsurlarından biridir ve kontrolün zorlaştığı anlarda paniğe kapılmadan karar verebilen, sesini yükseltmek yerine meseleyi doğru analiz ederek hareket eden liderler çevrelerinde daha güçlü ve kalıcı bir güven duygusu oluşturur” değerlendirmesinde bulundu.

Liderlikte güven unsurunun zaman içerisinde oluştuğuna dikkat çeken Selçuk Yavuz, “Güven yalnızca söylenen sözlerle kurulmaz; verilen sözlerin yerine getirilmesi, alınan kararların arkasında durulması, farklı koşullarda farklı tavırlar sergilemek yerine belirli ilkeler doğrultusunda hareket edilmesi ve kişinin söylediğiyle yaptığı arasında güçlü bir uyum bulunması, liderin çevresinde oluşturduğu güvenin temelini meydana getirir” dedi.

Tutarlılığın liderlik açısından yalnızca aynı düşünceleri tekrar etmek anlamına gelmediğini belirten Selçuk Yavuz, “Tutarlılık, değişen şartlara rağmen temel değerleri ve yaklaşımı koruyabilmek, gerektiğinde kararları yeniden değerlendirebilmek ancak bunu yaparken güven duygusunu zedeleyecek savrulmalardan uzak durmak ve çevresindeki insanlara hangi durumda nasıl bir yaklaşım sergileyeceğini öngörebilecekleri bir liderlik zemini sunabilmektir” ifadelerini kullandı.

Sözün ağırlığının da liderlikte önemli bir karşılık taşıdığını aktaran İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, “Bir liderin söylediği sözün değer kazanması, yalnızca etkileyici konuşmasından değil, o sözün arkasında durmasından ve söylediklerini davranışlarıyla desteklemesinden geçer; çünkü insanlar zaman içerisinde yalnızca ne söylediğinizi değil, söylediklerinizin ne kadarını gerçekleştirdiğinizi ve zor şartlarda verdiğiniz sözleri ne ölçüde koruduğunuzu dikkate alır” şeklinde konuştu.

Selçuk Yavuz, “Kalıcı otorite baskı kurarak, korkutarak veya sürekli güçlü görünmeye çalışarak oluşturulmaz; gerçek otorite, insanların karşısındaki kişinin adil, sakin, güvenilir ve tutarlı olduğuna inanması, kararlarının arkasında duracağını bilmesi ve gerektiğinde sorumluluk almaktan kaçınmayacağını görmesiyle doğal olarak oluşan bir saygınlık alanıdır” değerlendirmesini yaptı.

Liderlikte ortaya konulan iletişim biçiminin, liderin çevresindeki kişilerle kurduğu ilişkinin niteliğini doğrudan etkilediğini ifade eden Selçuk Yavuz, özellikle yöneticilerin yalnızca talimat veren bir konumda bulunmak yerine, karşısındaki kişileri dinleyen, farklı görüşleri değerlendiren ve kararlarının gerekçesini anlaşılır biçimde aktarabilen bir iletişim anlayışı geliştirmesinin uzun vadeli güven açısından önem taşıdığını dile getirdi.

Selçuk Yavuz, liderin kriz dönemlerindeki tutumunun normal dönemlerdeki davranışlarından çok daha belirleyici olduğunu belirterek, belirsizliğin arttığı, kararların daha fazla sorumluluk gerektirdiği ve çevredeki insanların yönlendirmeye ihtiyaç duyduğu zamanlarda sergilenen sakin ve kontrollü yaklaşımın liderlik algısını doğrudan şekillendirdiğini kaydetti.

Liderlikte yüksek sesle konuşmanın, sert ifadeler kullanmanın veya sürekli olarak kontrolün kendisinde olduğunu göstermeye çalışmanın gerçek bir güç göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Selçuk Yavuz, bu tür davranışların kısa vadede güçlü bir görüntü oluşturabilse de uzun vadede güven ve saygınlık üretmek açısından yeterli olmayabileceğini değerlendirdi.

İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, gerçek gücün kişinin çevresindeki insanları baskı altında tutmasından değil, farklı görüşlere rağmen ortak bir güven zemini oluşturabilmesinden ve karar alma süreçlerinde sorumluluk üstlenerek ortaya çıkan sonuçların arkasında durabilmesinden geçtiğini belirtti.

Selçuk Yavuz, liderlikte kullanılan dilin de otoritenin oluşumunda önemli bir rol oynadığını ifade ederek, ölçülü, açık ve sorumluluk taşıyan bir iletişim biçiminin, abartılı ifadeler ve sürekli kendisini kanıtlama çabasına dayanan bir söylemden daha kalıcı bir etki oluşturduğunu aktardı.

instagramselcukyavuzcom

Xselcukyavuzcom

facebookselcuk.yavuz.104